UBS: Brentte 100 dolar bir eşik ancak dönüm noktası değil
Zeynep Çelik · Per 10.09.2026 08:01
UBS Küresel Varlık Yönetimi Baş Yatırım Ofisi, Brent petrolün varil başına 100 doları aşmasının piyasalar açısından psikolojik önem taşıdığını ancak yatırım görünümünde bir dönüm noktası oluşturmadığı...
UBS Küresel Varlık Yönetimi Baş Yatırım Ofisi, Brent petrolün varil başına 100 doları aşmasının piyasalar açısından psikolojik önem taşıdığını ancak yatırım görünümünde bir dönüm noktası oluşturmadığını değerlendirdi. Brent petrol, ABD ile İran arasındaki askeri çatışmaların enerji arzını tehdit etmeyi sürdürmesiyle temmuz sonundan bu yana ilk kez 100 doların üzerine çıktı. ABD güçleri, bir Amerikan savaş gemisine yönelik saldırı girişimlerinin ardından beş İran tankerini imha ettiğini açıklarken İran, Ürdün'deki bir ABD üssüne misilleme saldırıları düzenlediğini bildirdi. Husilerin Suudi enerji tesislerine yönelik füze ve İHA saldırıları da yangınlara ve faaliyetlerin geçici olarak durmasına neden oldu. Washington ayrıca İran'ın havacılık sektörünü hedef alan yeni ekonomik yaptırımlar açıkladı. UBS petrol tahminlerini yükseltti UBS, fiziki petrol piyasasındaki sıkılaşmayı gerekçe göstererek Brent petrol tahminlerini yukarı yönlü revize etti. Deniz üzerinde depolanan petrol miktarının son iki ayda 150 milyon varil azaldığı, Körfez ülkelerinin ihracatının ise çatışma öncesindeki seviyelerin altında kaldığı belirtildi. Çin'in ham petrol ithalatı, hazirandaki günlük 7,15 milyon varilden ağustosta yaklaşık 9 milyon varile yükseldi. UBS, bu verinin yüksek fiyatlara rağmen talebin güçlendiğine işaret ettiğini bildirdi. Kurum, yıl sonu Brent petrol tahminini 85 dolardan 95 dolara, Mart 2027 tahminini ise 80 dolardan 90 dolara çıkardı. Yeni tahminler mevcut spot fiyatın altında ancak karşılık gelen vadeli kontrat fiyatlarının üzerinde bulunuyor. Yüksek enerji maliyetlerine rağmen kâr görünümü güçlü UBS'ye göre yüksek enerji fiyatları, şirket kârları ile yapay zekâ yatırımlarındaki büyümeyi durdurmayacak. Kurum, ABD şirketlerinin kârlarının 2026'da yüzde 25, 2027'de yüzde 14 artmasını bekliyor. Nvidia ve Broadcom yönetimlerinin 2027'ye kadar güçlü gelir büyümesi öngörmesi, yapay zekâ altyapısı talebinin devam ettiğine ilişkin bir işaret olarak değerlendirildi. Kâr toparlanmasının teknoloji sektörü ve ABD ile sınırlı olmadığı belirtildi. UBS, Avrupa şirketleri için 2026 kâr büyümesi tahminini yüzde 15'e yükseltirken 2027 için de yüzde 15 artış beklentisini korudu. Fed'den iki faiz artışı bekleniyor Petrol fiyatlarının 100 doları aşması, ABD enflasyon verileri ve Avrupa Merkez Bankasının faiz kararı öncesinde fiyat baskılarını yeniden gündemin merkezine taşıdı. UBS, dirençli istihdam ve gelir görünümünün ekonomik büyümeyi desteklemesiyle Fed'in eylül ve aralık aylarında iki faiz artırımı yapmasını bekliyor. Euro Bölgesi'nde manşet enflasyon ağustosta yüzde 3,3'e yükselirken çekirdek ve hizmet enflasyonu geriledi. Kurum, ECB'nin bir faiz artışının ardından uzun süre beklemede kalacağını tahmin ediyor. UBS'ye göre petrolün yalnızca 100 doları aşması, merkez bankalarını daha agresif sıkılaştırmaya yöneltmek için yeterli değil. Böyle bir riskin oluşması için enflasyon baskılarının kalıcı hale gelmesi ve daha geniş bir ürün grubuna yayılması gerekiyor. Emtia yatırımları öne çıkarıldı UBS, artan enerji maliyetlerinin hisse ve tahvil getirilerini baskılaması halinde geniş emtia yatırımlarının portföylerde çeşitlendirme sağlayabileceğini belirtti. Enerji güvenliği ihtiyacının; yapay zekâ, elektrifikasyon ve artan elektrik talebinin desteklediği enerji altyapısı, sanayi ekipmanları, bakır ve alüminyum yatırımlarını güçlendirebileceği kaydedildi. Kurum, yapay zekâ ve teknoloji yatırımlarının elektrik, enerji kaynakları ve bağlantılı sektörlere genişletilmesini önerdi. ABD ve Avrupa enerji sektörlerine yönelik "nötr" görüş korunurken petrol sahası hizmetlerinde seçici fırsatların bulunduğu belirtildi. UBS, küresel hisse senedi piyasalarının yüksek enerji maliyetlerine rağmen yükselmeyi sürdürebileceğini öngördü. Enerji fiyatlarının etkisinin ağırlaşması halinde ABD ve Avrupa sağlık sektörlerinin savunmacı özellikleriyle öne çıkabileceği, Avrupa'da ise sanayi, bankacılık ve bilgi teknolojileri sektörlerinin tercih edildiği belirtildi.