ABD'de enflasyon baskısı Fed'in faiz kararını zorlaştırıyor
Zeynep Çelik · Per 15.10.2026 08:31
ABD'de beklentilerin üzerinde gelen tüketici enflasyonu, ABD Merkez Bankasının (Fed) 28 Ekim'deki faiz kararına ilişkin belirsizliği artırdı. LPL Financial Başekonomisti Jeffrey Roach, fiyat baskıları...
ABD'de beklentilerin üzerinde gelen tüketici enflasyonu, ABD Merkez Bankasının (Fed) 28 Ekim'deki faiz kararına ilişkin belirsizliği artırdı. LPL Financial Başekonomisti Jeffrey Roach, fiyat baskılarının enerji dışındaki sektörlere yayılmasının faizlerin uzun süre yüksek kalmasına neden olabileceğini belirtti. Roach, son enflasyon raporunun Fed'in bu ayki politika kararını daha karmaşık hale getirdiğini söyledi. Enflasyonist baskıların enerji fiyatlarının ötesine yayılmaya başladığına dikkat çeken Roach, enflasyonun hedefe dönüş sürecinin son aşamasının zorlu geçebileceğini ifade etti. Roach, "Fiyat istikrarına dönüş yolu giderek daha zor hale geliyor" değerlendirmesinde bulundu. Para piyasalarındaki fiyatlamalar, Fed'in 28 Ekim toplantısında 25 baz puanlık faiz artırımına gitme olasılığının yüzde 29 olduğunu gösteriyor. ABD ekonomisinin dayanıklılığı nötr faiz beklentilerini değiştirebilir New York Life Investment Management Küresel Piyasa Stratejisti Julia Hermann ise ABD ekonomisinin güçlü kalmasının, ekonomik büyümeyi ne hızlandıran ne de yavaşlatan nötr politika faizinin daha önce düşünülenden yüksek olabileceğine işaret ettiğini belirtti. Hermann, buna karşılık ABD Hazine tahvili getirilerinde yaşanabilecek ilave yükselişlerin, ekonominin sıkı finansal koşullara karşı gösterdiği dayanıklılığı zorlamaya başlayabileceği uyarısında bulundu. Piyasalar açısından olumlu dengenin korunmasının, yüksek faizlerin ekonomik güçlülüğü yansıtmaya devam etmesine bağlı olduğunu ifade etti. Kısa vadeli tahvillere öncelik veriliyor Hermann, uzun vadeli tahvil getirilerindeki oynaklığın sürdüğü bir ortamda, daha uzun vadeli borçlanma araçlarına yatırım yapmanın getirdiği ek riskin yeterince karşılanmadığını belirtti. New York Life Investment Management'ın cazip gelir potansiyeli nedeniyle kısa vadeli ve düşük faiz duyarlılığına sahip kredi araçlarını tercih ettiğini kaydetti. Hermann, uzun vadeli tahvil getirilerindeki dalgalanmalar nedeniyle yatırım vadesini uzatmanın karşılığında elde edilecek ek getirinin sınırlı kaldığını vurguladı.