Bekayi: İslamabad mutabakat zaptı cumhurbaşkanlarının imzasıyla nihai hale geldi

Bekayi: İslamabad mutabakat zaptı cumhurbaşkanlarının imzasıyla nihai hale geldi

Hakan Koç · Per 18.06.2026 02:26


İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, İslamabad mutabakat zaptı metninin İran ve ABD cumhurbaşkanları tarafından dijital ortamda ve yüz yüze olmadan imzalandığını belirterek, metnin resmen n...

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, İslamabad mutabakat zaptı metninin İran ve ABD cumhurbaşkanları tarafından dijital ortamda ve yüz yüze olmadan imzalandığını belirterek, metnin resmen nihai hale geldiğini ve artık anlaşmanın uygulanması aşamasına geçildiğini açıkladı. İSNA'nın haberine göre Bekayi, perşembe sabahı katıldığı bir televizyon programında, metnin iki ülkenin en üst düzey yetkilileri tarafından imzalanmasının, ihlalinin daha yüksek maliyetler doğuracağı anlamına geldiğini ve sahip oldukları tecrübeler ışığında bu yöntemi tercih ettiklerini söyledi. Bekayi, bir tören düzenlenmesinin de kendi programlarında pek yeri olmadığını değerlendirdiklerini ifade etti. Bekayi, son 24 saat içinde yapılan değerlendirmeler sonucunda, metnin belirli bir yerde bulunmaya gerek kalmadan iki ülke cumhurbaşkanları tarafından ve sanal ortamda imzalanmasının daha iyi olacağı sonucuna vardıklarını belirtti. İsviçre'de yapılması planlanan toplantının halen gündemde olduğunu ve bir sonraki anlaşmaya yönelik müzakerelerin başlangıcı olacağını kaydeden Bekayi, tarafların arabulucular aracılığıyla önümüzdeki saatlerde bir sonuca varıp varmayacağının görüleceğini söyledi. Mutabakat zaptının yaklaşık bir buçuk sayfa olduğunu ve 14 madde içerdiğini hatırlatan Bekayi, ilk maddede Lübnan dahil tüm cephelerde savaşın sona erdirilmesine vurgu yapıldığını belirtti. Metinde Lübnan adının üç kez geçtiğini, savaşın sona erdirilmesi ile Lübnan'ın toprak bütünlüğüne ve ulusal egemenliğine saygıya vurgu yapıldığını ifade eden Bekayi, bu durumun işgalcilikle bağdaşmadığını söyledi. Bekayi, Siyonist rejimin Lübnan'a yönelik saldırılarının sürmesi halinde bunun karşı tarafın taahhütlerinin ihlali sayılacağını ve gerekli tedbirlerin alınacağını vurguladı. Bekayi, Siyonist rejimin kendisini bu mutabakatın açıkça karşısında konumlandırdığını, ancak rejimi ABD'nin İran'a verdiği taahhütlere saygı göstermeye zorlamanın ABD'nin sorumluluğu olduğunu kaydetti. İki ülkenin birbirlerinin içişlerine karışmama taahhüdüne ilişkin maddeye değinen Bekayi, belgenin karşılıklı ve mütekabil biçimde düzenlendiğini, taahhütlerin iki taraflı olduğunu belirtti. ABD'nin İran dahil çeşitli ülkelerdeki müdahale geçmişinin uzun olduğunu ve bunun 1950'li yıllara kadar uzandığını ifade eden Bekayi, bu nedenle söz konusu taahhüdün önem taşıdığını söyledi. Mutabakat zaptının imzalanmasının, geçmişte ağır bedellerle öğrenilen derslerin unutulması anlamına gelmediğini vurgulayan Bekayi, uluslararası anlaşmaların uygulanmasının her zaman hazırlanmasından çok daha zor olduğunu, dolayısıyla işlerinin bundan sonra daha da güçleştiğini kaydetti. Bekayi, imzanın ardından başlayan 60 günlük süreçte yalnızca iki konunun, yaptırımların kaldırılması ile nükleer meselenin görüşüleceğini belirtti. Füze konusunun bu görüşmelerin gündeminde yer almadığını net biçimde ifade eden Bekayi, sürecin mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılmasını umduklarını, 30 gün içinde sonuca ulaşılmasının kendileri açısından daha iyi olacağını, ancak konuların hassasiyeti göz önüne alındığında 60 günün makul bir süre olduğunu söyledi. Bekayi, gerekmesi halinde sürenin tarafların mutabakatıyla uzatılabileceğini kaydetti. Deniz ablukasının kaldırılmasına ilişkin olarak Bekayi, mutabakata göre ABD'nin 30 gün içinde ablukaya son vermeyi, İran'ın ise buna karşılık Hürmüz Boğazı'ndaki geçişe ilişkin yükümlülüğünü yerine getirmeyi taahhüt ettiğini belirtti. Siyonist rejimin Dahiye'ye saldırısı ve İran'ın güçlü bir misilleme hazırlığının ardından acil müzakereler yapıldığını ve ABD'nin ablukayı kaldırma taahhüdünü derhal yerine getirmesinin kararlaştırıldığını ifade eden Bekayi, son iki üç gün içinde İran gemilerinin sorunsuz biçimde limanlara giriş çıkış yapabildiğinin yapılan takiple teyit edildiğini söyledi. Hürmüz Boğazı'na ilişkin olarak Bekayi, taahhütlerinin belirli bir süre içinde boğazdaki deniz trafiğini 9 İsfend (28 Şubat) öncesindeki düzeye döndürmek olduğunu, bunun için 30 günlük bir sürenin gerekli olduğunu belirtti. Boğaza kıyısı olan iki ülke olarak İran ile Umman'ın güvenli seyrüsefer için iş birliği yapacağını, bölgedeki diğer ülkelerle de görüş alışverişinde bulunulacağını ifade eden Bekayi, bu kapsamda hizmet sunacaklarını ve sunulan hizmetler karşılığında ücret alınacağını kaydetti. Bekayi, yabancı askeri güçlerin bölgeden çıkmasının İran için stratejik bir hedef olduğunu, yabancı askeri varlığın bölgeye güvensizlik ve ayrışmadan başka bir şey getirmediğini vurguladı. İran'ın dondurulmuş varlıklarına ilişkin olarak Bekayi, İran'ın istediği an bu varlıkları kullanabilmesinin önemli olduğunu, son iki üç hafta içinde ayrıntılı müzakereler yürütüldüğünü ve ABD'nin tüm engelleri kaldırma taahhüdü verdiğini söyledi. Varlıkların tutarının Merkez Bankası tarafından açıklanacağını belirten Bekayi, mekanizmanın Merkez Bankası'nın tam istişaresiyle oluşturulduğunu ve bazı ülkelerin İran'ın bu varlıklara serbest erişimi için çözüm bulunmasına yardımcı olduğunu ifade etti. Savaş tazminatlarına da değinen Bekayi, savaşın ABD ve Siyonist rejim tarafından İran'a dayatıldığını ve yasa dışı olduğunu belirterek, İran halkının saldırganlardan hak talep ettiğini söyledi. Hasarların tazminine ilişkin maddi boyutun metinde bir ölçüde yer aldığını, bu taahhüdün uygulanma mekanizmasının 60 gün içinde nihai hale getirileceğini ifade eden Bekayi, altıncı maddenin son cümlesinde ABD'nin bu taahhüdün hayata geçirilmesi için gerekli tüm onay ve izinleri vermekle yükümlü kılındığını kaydetti. Yaptırımların kaldırılmasına ilişkin olarak Bekayi, metinde ABD'nin birincil ve ikincil tüm tek taraflı yaptırımlarının, BM Güvenlik Konseyi kararları ile Guvernörler Kurulu kararlarının kaldırılmasının öngörüldüğünü belirtti. Petrol yaptırımlarının yalnızca kağıt üzerinde değil, tüm gerekleriyle, yani taşıma, sigorta ve bankacılık hizmetleriyle birlikte kaldırılması gerektiğini vurgulayan Bekayi, İran'ın petrolünü sorunsuz satabilmesi ve gelirlerini de eksiksiz alabilmesi gerektiğini söyledi. Bekayi, petrol yaptırımının kaldırılmasının bugünden başladığını ve müzakereler boyunca süreceğini kaydetti. Nükleer konuya ilişkin olarak Bekayi, bu aşamada yalnızca 60 günlük sürede yaptırımların kaldırılmasıyla birlikte nükleer meselenin görüşülmesinin kararlaştırıldığını, zenginleştirme ve zenginleştirilmiş malzeme gibi ayrıntılara henüz girilmediğini belirtti. Zenginleştirilmiş nükleer malzemenin ülke dışına çıkarılmayacağını başından beri söylediklerini ifade eden Bekayi, metinde yer alan yerinde seyreltme seçeneğinin yeni olmadığını, bunun kabul edilemez seçeneklerin önünü kapatmak için gündeme getirildiğini söyledi. Bekayi, İran'ın 1970'ten bu yana Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması'na (NPT) taraf olduğunu, dolayısıyla nükleer silah peşinde olmadığını, ülkenin ihtiyaçları çerçevesinde nükleer programını sürdüreceğini vurguladı. Bekayi, mutabakat metninin Farsça ve İngilizce olmak üzere iki dilde imzalandığını, iki metnin tümüyle örtüştüğünü kaydetti. Bekayi, mutabakatın uygulanmasının izlenmesine yönelik olarak muhtemelen bu konuya özel bir uzman çalışma grubu önereceklerini belirterek, 12'nci maddenin bir uygulama mekanizması öngördüğünü ve bunun küçümsenmemesi gerektiğini söyledi. Nihai anlaşmaya yönelik müzakerelerin, 1, 4, 5, 10 ve 11'inci maddelerin uygulandığından emin olunduğunda başlayacağını ifade eden Bekayi, bu maddelerin sırasıyla savaşın durdurulması, deniz ablukasının kaldırılması, Hürmüz Boğazı, petrol yaptırımlarının kaldırılması için gerekli izinlerin verilmesi ve dondurulmuş varlıkların erişime açılmasıyla ilgili olduğunu aktardı. Anlaşmanın uygulama güvencesinin İran'ın gücü, misilleme kapasitesi ve İran milletinin bu süreçte ürettiği kaldıraçlar ile taahhütlerde mütekabiliyet ilkesi olduğunu vurgulayan Bekayi, taahhütlerin karşılıklı olduğunu, karşı taraf yükümlülüğünü yerine getirmedikçe kendilerinin de yükümlülüğünü yerine getirmeyeceğini söyledi. Bekayi, diplomasi alanındaki vatan savunucularının da askeri alandakiler kadar halkın desteğine ihtiyaç duyduğunu belirterek, halkın bu 110 günde gösterdiği gibi tüm gücüyle sahada olmaya devam etmesini istedi. Düşmanların İran'ı yaraladığını ancak "yaralı aslanın yine de aslan olduğunu" ifade eden Bekayi, dayatılan savaşın İran'ı dize getirmediğini, aksine hem askeri hem diplomatik alanda daha güçlü kıldığını söyledi.

Benzer Haberler

← Ana Sayfa